<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <channel>
        <title>SAĞLIK BİLGİLERİ</title>
        <description></description>
        <link>http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com</link>
        <lastBuildDate>Mon, 09 Nov 2009 20:42:27 +0200</lastBuildDate>
     
        <item>
            <title>Marijuana Nedir ve Marijuananın Tehlike­leri Nelerdir.?</title>
            <link>http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/marijuana-nedir-ve-marijuananin-tehlike-leri-nelerdir_48623311.html</link>
            <guid>http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/marijuana-nedir-ve-marijuananin-tehlike-leri-nelerdir_48623311.html</guid> 
            <description>&lt;b&gt;Marijuanadan eroine  başlıklı bir makale yaz&amp;shy;dığınızda kızım ateş p&amp;uuml;sk&amp;uuml;rd&amp;uuml;. Kendisi o sırada ar&amp;shy;kadaşları ile marijuana i&amp;ccedil;mekteydi ve bu işin eni de, boyu da bu kadarla kalacak diye ısrar ediyordu. Ken&amp;shy;disinin şimdi kararlı bir eroinci olduğunu size &amp;uuml;z&amp;uuml;le&amp;shy;rek bildiriyorum. Başka &amp;ccedil;ocukların ve annelerle ba&amp;shy;baların bu ıztıraptan kurtulmalarının bir yolu yok mu&amp;shy;dur? &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En g&amp;uuml;ncel sorunlardan biri, marijuananın tehlike&amp;shy;leri ile ilgili cahillikleri kırabilmektir.   Bu gibi yanlış g&amp;ouml;r&amp;uuml;şlerin, &amp;ouml;zellikle gen&amp;ccedil;ler arasında, nasıl ger&amp;ccedil;ekmiş gibi g&amp;ouml;z&amp;uuml;k&amp;uuml;p geliştikleri, şaşılacak şeydir. Belki marijuana &amp;uuml;zerindeki yeni bilgiler, onların direnmesini kırıp akıllarını başlarına getirebilir. Kalifornia'da bir &amp;uuml;niversite profes&amp;ouml;r&amp;uuml;, bir zamanlar, marijuananın yasallaştırılması gerektiğine inanıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Son beş yıldır beş y&amp;uuml;z &amp;ouml;ğrenci &amp;uuml;zerindeki incelemele&amp;shy;rinden sonra, şimdi ters y&amp;uuml;z etmiş durumdadır.  Kendisi, altı aydan bir yıla kadar, g&amp;uuml;nde bir kez marijuana kullananların beyinlerinde m&amp;uuml;zmin değişik&amp;shy;likler geliştiğini buldu. Bundan başka, marijuana tir&amp;shy;yakisinin yargılarındaki bozukluklar onu, daha zarar&amp;shy;lı tutkunluklara karşı daha diren&amp;ccedil;siz kılar. Anne ve babalar deneyimlerden ders almalı ve &amp;ccedil;ocuklarının marijuanayı &amp;laquo;denemek&amp;raquo; yollu yanlış mu&amp;shy;hakemelerine kanmamalıdırlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;Ccedil;ocuklarının ila&amp;ccedil; kul&amp;shy;landığından kuşkulandıkları an, bu alışkanlığı dur&amp;shy;durmak i&amp;ccedil;in bir dakika bile ge&amp;ccedil;irmemelidirler.  Anneler ve babalar &amp;ccedil;ok kez, &amp;ccedil;ocuklarının tutkun&amp;shy;luğuna karşı savaşı, ger&amp;ccedil;eği bilmezlikten gelerek yiti&amp;shy;rirler. Bunu a&amp;ccedil;ığa d&amp;ouml;kerek ise, doktorlarının, bir ruh doktorunun ve eğitimcilerin yardımı ile, gen&amp;ccedil;liğin bu salgın hastalığını g&amp;ouml.. ( &lt;a href=&quot;http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/marijuana-nedir-ve-marijuananin-tehlike-leri-nelerdir_48623311.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 03 Aug 2009 01:41:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Genç Bir Kimsenin Eroin Almakta Olduğu, Testlerle Anlaşılabilir mi? </title>
            <link>http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/genc-bir-kimsenin-eroin-almakta-oldugu-testlerle-anlasilabilir-mi_48623051.html</link>
            <guid>http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/genc-bir-kimsenin-eroin-almakta-oldugu-testlerle-anlasilabilir-mi_48623051.html</guid> 
            <description>&lt;b&gt;Gen&amp;ccedil; bir kimsenin eroin almakta olduğu, kimya&amp;shy;sal testlerle anlaşılabilir mi?&lt;/b&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyuşturuculara alışmış olanlar, ila&amp;ccedil;lan satın al&amp;shy;ma becerilerinde ve zerketme y&amp;ouml;ntemlerinde o denli başarılıdırlar ki, kolayca fark edilemezler. &lt;br /&gt;Kollardar ki iğne izleri durumu belli ederse de, gizlemenin yol&amp;shy;larını bulurlar. İdrarda morfinin aranması i&amp;ccedil;in bir&amp;ccedil;ok test var&amp;shy;dır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Bunların bazıları &amp;ccedil;abuk sonu&amp;ccedil; verir ve g&amp;uuml;venilir&amp;shy;dir, bazıları ise zaman alır. Son olarak geliştirilen yeni bir y&amp;ouml;ntemle, idrar&amp;shy;da morfin izlerinin hemen saptanabildiği bildirilmek&amp;shy;tedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;B&amp;ouml;yle &amp;ccedil;abuk ve olumlu sonu&amp;ccedil; veren testlerle, d&amp;uuml;&amp;shy;zenli aralıklarla idrar muayenelerini zorunlu kılacak yasal d&amp;uuml;zenlemeler umut edilebilir. Uyuşturucu alış&amp;shy;kanlığının kontrol&amp;uuml; ancak erken fark edilmeyle m&amp;uuml;m&amp;shy;k&amp;uuml;nd&amp;uuml;r. Ama bu, kuşkusuz, &amp;ouml;nleme i&amp;ccedil;in yapılacak eğitim programlarının geliştirilmesinden sonra ikinci sırayı alır... ( &lt;a href=&quot;http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/genc-bir-kimsenin-eroin-almakta-oldugu-testlerle-anlasilabilir-mi_48623051.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 03 Aug 2009 01:05:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Vücut Sıvılarının Asit-Baz Dengesi (Nötürlük Düzeni)</title>
            <link>http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/vucut-sivilarinin-asit-baz-dengesi-noturluk-duzeni_40117211.html</link>
            <guid>http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/vucut-sivilarinin-asit-baz-dengesi-noturluk-duzeni_40117211.html</guid> 
            <description>Yaşamsal olayların normal sürmesi için, vücut sıvılarının asit-baz dengesinin korunması gerekir. Bir çözeltiye hidrojen iyonları veren maddeye asit, hidrojen iyonlarmı alarak bağlayan maddeye de baz (alkali) denir. Bir çözeltide hidrojen iyonları (H+) arttıkça asitlik artar, hidroksil (OH&amp;#8212;) iyonları çoğaldıkça da bazhk artar. Asit ve baz özelliğinin derecesini anlatmak için pH denilen bir ölçü kulla­nılır. pH ölçüsü 0-14 arasında değişir
 Şekilden de anlaşıla­cağı gibi, pH değeri küçüldükçe asitlik derecesi artar (H+ çoğalır), bazhk özelliği azalır (OH&amp;#8212; azalır). Çözeltide H+ ve OH~ iyonları aynı oranda bu­lunursa, o çözelti nötürdür ve pH derecesi 7'dir. pH: 7 üzerindeki değerler baz özel­liğini gösterir ve değer 14'e yaklaştıkça bazhk özelliği kuvvetlenir, pH: 7 altın­daki değerler asit özelliğini gösterir. Değer küçüldükçe asitlik derecesi kuvvetlenir.

Hücre içi sıvısının pH derecesi 7.0 dolayındadır. Kanın pH derecesi ise or­talama 7.35 - 7.50 arasında değişir. Yaşamla ilgili olaylar ancak bu pH dere­celerinde yeterli hızda sürdürülebilir. Normalden düşük ya da yüksek pH derece­sinde vücut çalışmasında bozukluklar başlar ve önemli değişiklikler tehlikeli olur. Yaşamla bağdaşan alt ve üst sınır pH = 6.9 - 7.8'dir. Bazı vücut sıvılarının pH değerleri, kanın pH derecesinin altında veya üzerindedir. Örneğin, mide öz­suyunun pH'sı 3.0 dolayında, pankreas özsuyunun pH'sı ise 7.5 - 8.0 arasındadır.
Yaşamla bağdaşan pH değerinin korunmasını sağlayan, birbiriyle bağın­tılı ve tamamlayıcı sistemler bulunur. Solunum ve boşaltım sistemi, vücutta olu­şan ve besinlerle alman çeşitli maddeler nötürlük düzeninin sürmesinde görev alır. Örneğin, metabolizma sonucu oluşan karbondioksit karbonik asite, bu da bikar­bonata çevrilir. Solunum sistemi normal çalıştığında akciğerlerden CO2 atımı dü­zenlidir, karbonik asit ve bikarbonat dengeli olarak oluşur. Bu denge bozulmaya başlayınca, başka sistemler işe karışır ve vücut kendini korumaya çalışır. Böylece, solunum sist.. ( &lt;a href=&quot;http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/vucut-sivilarinin-asit-baz-dengesi-noturluk-duzeni_40117211.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 30 Mar 2009 17:40:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Vücut Sıvıları İle Elektrolitlerin Hormonlarla ve Böbreklerle Dengelenmesi</title>
            <link>http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/vucut-sivilari-ile-elektrolitlerin-hormonlarla-ve-bobreklerle-dengelenmesi_40116711.html</link>
            <guid>http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/vucut-sivilari-ile-elektrolitlerin-hormonlarla-ve-bobreklerle-dengelenmesi_40116711.html</guid> 
            <description>Hücre içi sıvısına göre, hücre dışı sıvısının elektrolit yoğunluğu ve geçişme ba­sıncı artınca, hipotalamustaki özel alıcı hücreler (osmoreseptörler) uyarılır. Uya­rılan bu duyarlı hücreler de hipofiz bezini uyarır ve onun antidiuretik hormonu (ADH) salgılamasını sağlar. Bu hormon, böbreklerden su ve elektrolitlerin atılma­sını dsnetler. Salgılanan ADH, böbrekler yoluyla su atımını azaltır. Bu, böbrek­lere süzülen suyun geri emilmesininin artması, vücutta tutulan suyun çoğalması, oluşan idrarın azalması anlamım taşır. Ayrıca, hipotalamus'taki özel alıcıların uya-nhnasıyla susuzluk duygusu belirir ve dışardan su alınmasını sağlar. Böylece, hüc­re dışı sıvısının yoğunluğu ve geçişme basıncı normale inerek dengelenmiş olur.
Hücre dışı sıvısının elektrolit yoğunluğu ve geçişme basıncı düşünce, aynı sistemin tersine işlemesiyle normale çıkar. Bu durumda, ADH oluşumu azalır, böb­rekler yoluyla idrarla dışarı su atımı çoğalır.
Vücut sıvılarındaki elektrolitlerin böbrekler yoluyla denetlenmesinde adosteron hormonu önemli rol oynar. Aldosteron, böbreküstü bezi tarafından salgıla­nan, su ve elektrolit dengesinde etkinlik gösteren bir hormondur. Bu hormon, vü­cut sıvılarındaki sodyum ve potasyum yoğunluğunun böbrekler yoluyla düzenlen­mesini sağlar.
Hücre dışı sıvısının geçişme  basıncının yükselmesi elektrolit yoğunluğunun da artması demektir. Bu durumda böbreküstü bezinden aldosteron salgılanması azalır ya da durur. Bunun sonucu olarak böbreklerden idrarla elektrolit atımı faz-lalaşır ve geçişme basına dengelenir. Elektrolit yoğunluğunun azalması sonucu, geçişme basıncının düşmesi durumunda ise, böbreküstü bezi uyanlarak aldostron salgısı artar. Aldosteronun etkisiyle böbreklerden elektrolit atımı azalır. Sonuçta elektrolit yoğunluğu ve geçişme basınca normale çıkar.
Aldosteron vücut sıvılarını normal hacimde tutmada da etkilidir. Hücre dışı sıvı hacmi azalmca, hacimle ilgili alıcı hücrelerin ve böbreküstü bezinin uyarıl­ması sonucu aldosteron salgısı artar. Bu da böbrek.. ( &lt;a href=&quot;http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/vucut-sivilari-ile-elektrolitlerin-hormonlarla-ve-bobreklerle-dengelenmesi_40116711.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 30 Mar 2009 17:36:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Vücut Sıvıları ve Elektrolit Dengesi</title>
            <link>http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/vucut-sivilari-ve-elektrolit-dengesi_40116361.html</link>
            <guid>http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/vucut-sivilari-ve-elektrolit-dengesi_40116361.html</guid> 
            <description>Vücut Sıvıları ve Elektrolit Dengesi
Hücre zarı, suyun ve bazı maddelerin geçmesine uygun yapıdadır. Hücre zarı, gerekli olan maddeleri ve gerektiği miktarda geçirir. Her maddeyi geçirmez, seçerek geçirir. Hücre içi sıvısı ile hücre dışı sıvısı ve bunların içindeki elektrolit­ler dengededir. Vücuda, değişik miktarlarda su alınmasına ve çok çeşitli madde­ler girmesine karşın; vücut sıvılarının bileşimi, hacmi ve hücre zarından geçişme basıncı (osmotik basınç) önemli bir farklılık göstermez, dengede tutulur. Bileşim, hacim ve zardan geçişme basıncı (osmotik basınç) yönünden dengenin korunma­sında, böbrekler, hormonlar önemli rol oynar. Denge., düzeltilemiyecek derecede bozulursa hayat tehlikeye girer.
Geçişme basıncı (Osmotik basınç), suda erimiş maddelerin molekül ve iyon­larının geçirgen zara uyguladığı basınçtır; hücre içi ve dışındaki sıvının zardan giriş - çıkışını düzenleyen ve dengeleyen bir güçtür. Bu basınç, eriyik içindeki mo­lekül ve iyon sayısına bağlıdır. Bir eriyiğin geçişme basıncım belirleyen etken, eriyen maddenin ağırlığı ya da büyüklüğü değil, parçacıkların toplam sayısıdır. Vücut sıvılarındaki elektrolitlerin yoğunluğu çoğaldıkça geçişme basıncı da artar.
Vücut sıvılarının ve elektrolitlerinin dengelenmesinde plazma çok etkindir. Plazma hacminde, elektrolit yoğunluğu ve geçişme başmandaki küçük değişmeler, öteki sıvı bölümlerine yansır. Plazma ve öteki hücre dışı su bölümlerinin elek­trolit yoğunluğu, hacmi ve geçişme basıncı, birbiriyle ilişkili olarak çeşitli sistem-lerce ayrı ayrı denetlenir. Elektrolit yoğunluğa, hacim ve geçişme başmandaki değişmeleri farkederek uyarılan özel hücreler bulunur. Örneğin, beynin hipotala-mus bölümünde, bu değişiklikleri farkederek uyarılan özel alıcı hücreler (osmore-septör) vardır. Böbreklerde de, plazmadaki sodyum değişimini farkederek uyarı­lan alıcı özel hücreler bulunur. Dengenin bozulması ile uyarılan bu ve başka alı­cılar öteki sistemleri uyarır. Bunların sonucunda duruma göre, böbrekler yoluyla bazı ma.. ( &lt;a href=&quot;http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/vucut-sivilari-ve-elektrolit-dengesi_40116361.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 30 Mar 2009 17:33:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Günlük Toplam Enerji İhtiyacının Hesaplanması ve  Enerji İhtiyacının Karşılanması</title>
            <link>http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/gunluk-toplam-enerji-ihtiyacinin-hesaplanmasi-ve-enerji-ihtiyacinin-karsilanmasi_40115851.html</link>
            <guid>http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/gunluk-toplam-enerji-ihtiyacinin-hesaplanmasi-ve-enerji-ihtiyacinin-karsilanmasi_40115851.html</guid> 
            <description>Günlük Toplam Enerji İhtiyacının Hesaplanması
Günlük enerji ihtiyacı; bireyin yaşına, çalışma şekline ve süresine, işdışı etkinliklerine, vücut ağırlığına ve öteki özelliklerine göre değişir. Enerji ihtiyacını hesaplamak için, örnek olarak alman erkek ve kadın için verilen değerlerden ya­rarlanılır. Enerji ihtiyacını hesaplamada, bireyin hangi özellikleri örnek kadın ve erkeğinkinden değişikse ona göre ayarlama yapılır.
1. İş ve Uğraşa Göre: Tablo 6-5'te görüldüğü gibi, örnek erkek ve kadın,, günün 8 saatini uykuda veya yatakta, 8 saatini orta derecede işte, 8 saatini de iş dışmda uğraşla geçirmektedir. Daha hafif ya da ağır iş ve uğraşlarla enerji harca­ması da belirlenmiştir. Çeşitli derecelerdeki çalışmada, dakikada ve vücut ağır­lığının kilosu başına enerji harcaması da hesaplanmıştır. Bu değerler kullanılarak, değişik işlerde çalışan bir yetişkinin ortalama enerji ihtiyacı bulunabilir. Örneğin, 30 yaşında, 70 kg. ağırlığında, 175 cm. boyunda bir erkek işçi, günde 6 saat odun­culuk yapıyor, 4 saat bahçe işlerinde çalışıyor, 6 saat oturuyor, dinleniyor ve ki­şisel işlerle uğraşıyor ve 8 saat uyuyorsa, günlük enerji ihtiyacı şöyle hesaplanabilir:
a.    Odunculuk ağır işler grubuna girer. Ağır işler için, erkeklerin enerji har­caması dakikada 5.0 kaloridir (Tablo 6-5'ten).
6 X 60 X 5.0 = 1800 kalori (7,5 MJ) = ösaatlik enerji harcaması.
b.    Bahçe işlerinde çalışma orta derecedeki işler grubuna girer. Orta işler için enerji harcaması dakikada 3.0 kaloridir (Tablo 6-5'en).
4X 60X 3.0 = 720 kalori (3.0 MJ) = 4 saatlik enerji harcaması.
c.    Oturma, dinlenme ve kişisel işler hafif işler ve uğraşlar grubuna girer. Bu­nun için erkeklerin enerji harcaması dakikada 2.3 kaloridir (Tablo 6-5'ten).
6 X 60 X 2.3 = 828 kalori (3.5 MJ) = 6 saalik enerji harcaması.
d.    8 saatlik uyku sırasında ortalama enerji harcaması bulmak için 6-2-2'deki örneğe bakınız.
- Vücut yüzeyi: 1.85 m*. Bazal metabolizma hızı: 36.8 kal. 1.85X36.8 = 68 kal.                               .. ( &lt;a href=&quot;http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/gunluk-toplam-enerji-ihtiyacinin-hesaplanmasi-ve-enerji-ihtiyacinin-karsilanmasi_40115851.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 30 Mar 2009 17:19:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Bazal Metabolizma</title>
            <link>http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/bazal-metabolizma_38234871.html</link>
            <guid>http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/bazal-metabolizma_38234871.html</guid> 
            <description>&lt;b&gt;Bazal Metabolizma&lt;/b&gt; Yaşamın s&amp;uuml;rd&amp;uuml;r&amp;uuml;lmesi i&amp;ccedil;in h&amp;uuml;crede  oluşan t&amp;uuml;m kimyasal değişikliklere &lt;b&gt;&quot;me&amp;shy;tabolizma*' &lt;/b&gt;denir. Metabolizma  h&amp;uuml;crede t&amp;uuml;m yapım ve yıkım olaylarını kapsar. Dinlenmede (dış &amp;ccedil;alışma olmadığı  zaman), h&amp;uuml;cre &amp;ccedil;alışması ve v&amp;uuml;cut sıcaklığının korunması i&amp;ccedil;in enerji harcanır.  Tam dinlenme durumunda, organların &amp;ccedil;alışması, &amp;#9632;v&amp;uuml;cut sıcaklığının korunması gibi  yaşamın s&amp;uuml;rd&amp;uuml;r&amp;uuml;lmesi i&amp;ccedil;in zorunlu enerji har&amp;shy;camasına &lt;b&gt;&quot;bazal metabolizma&quot; &lt;/b&gt;denir. Bazal metabolizma, bilin&amp;ccedil; dışı v&amp;uuml;cut  &amp;ccedil;alışmaları i&amp;ccedil;in ya da yalnız yaşamın &amp;bull;s&amp;uuml;rd&amp;uuml;r&amp;uuml;lmesi i&amp;ccedil;in gerekli olan en az  enerjidir. Bunun i&amp;ccedil;in, bireyin bazal metabo&amp;shy;lizması; normal oda sıcaklığında  hafif giyimli olarak sırt &amp;uuml;st&amp;uuml; yatmış ve uyanık&amp;shy;ken; sindirim y&amp;ouml;n&amp;uuml;nden dinlenme  durumunda (yemekten 12-14 saat sonra); kor&amp;shy;ku, coşku ve dış etkilerden uzak  olarak tam dinlenme durumunda &amp;ouml;l&amp;ccedil;&amp;uuml;l&amp;uuml;r. B&amp;ouml;y&amp;shy;lece bireyin bazal metabolizma hızı  bulunur. Bazal metabolizma hızı (BHM = BMR), bireyin, saatte v&amp;uuml;cut y&amp;uuml;zeyinin  metre karesi başına harcadığı enerji mik&amp;shy;tarıdır. Bu, kısaca  kalori/m2/saat olarak g&amp;ouml;sterilir. &amp;Ouml;rneğin, gen&amp;ccedil; erkeklerin ba--zal  metabolizma hızı (BMH) 40/kal/m2/saat; gen&amp;ccedil; kadınların ise 36  kal./m2/saat -olarak bulunmuştur. </description>
            <pubDate>Tue, 10 Mar 2009 23:55:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Vücutta Harcanan Enerjinin Ölçülmesi</title>
            <link>http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/vucutta-harcanan-enerjinin-olculmesi_38234301.html</link>
            <guid>http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/vucutta-harcanan-enerjinin-olculmesi_38234301.html</guid> 
            <description>&lt;b&gt;V&amp;Uuml;CUTTA ENERJİ HARCAMASI&lt;/b&gt; V&amp;uuml;cut &amp;ccedil;alışması, fiziksel hareketler ve yaşamın s&amp;uuml;rd&amp;uuml;r&amp;uuml;lmesiyle ilgili her olay enerji gerektirir. H&amp;uuml;crelerde yapım ve yıkım tepkimeleri enerji değişimi ile ilgilidir .Besin &amp;ouml;ğelerindeki saklı enerji kimyasal tepkimelerle a&amp;ccedil;ığa &amp;ccedil;ıkar ve y&amp;uuml;k&amp;shy;sek enerji kaynağı olan ATP (Adenozin Tri Fosfat) şekline d&amp;ouml;n&amp;uuml;ş&amp;uuml;r. ATP, kimyasal tepkimelerin y&amp;uuml;r&amp;uuml;mesi ve kas hareketi i&amp;ccedil;in kullanılır. Besin &amp;ouml;ğelerinin ok&amp;shy;sitlenmesi sonucu serbest duruma ge&amp;ccedil;en enerjinin yan &amp;uuml;r&amp;uuml;n&amp;uuml; olarak v&amp;uuml;cut i&amp;ccedil;itt gereken ısı oluşur. V&amp;uuml;cutta harcanan' enerjinin yan &amp;uuml;r&amp;uuml;n&amp;uuml; olarak oluşan ısı miktarı &amp;ouml;l&amp;ccedil;&amp;uuml;lerek,, belli bir s&amp;uuml;rede ve durumda harcanan enerji miktarı bulunabilir. &lt;br /&gt;&lt;b&gt;V&amp;uuml;cutta harca&amp;shy;nan enerji miktarı iki y&amp;ouml;ntemle &amp;ouml;l&amp;ccedil;&amp;uuml;l&amp;uuml;r: &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;1.   Dolaysız (Direkt) Kalorimetre Y&amp;ouml;ntemi: İnsanın i&amp;ccedil;ine sığabileceği b&amp;uuml;y&amp;uuml;k&amp;shy;l&amp;uuml;kte bir kalorimetrede, v&amp;uuml;cutta oluşan ısı enerjisi &amp;ouml;l&amp;ccedil;&amp;uuml;l&amp;uuml;r. Bu, v&amp;uuml;cutta &amp;uuml;retilen? ısı enerjisinin doğrudan &amp;ouml;l&amp;ccedil;&amp;uuml;lmesi ilkesine dayanan bir y&amp;ouml;ntemdir. Zor, zaman alıcı ve pahalı bir y&amp;ouml;ntem olduğundan pek kullanılmaz. 2.    Dolaylı (İndirekt) Kalorimetre Y&amp;ouml;ntemi: Besin &amp;ouml;ğelerinin oksitlenmesi i&amp;ccedil;in kullanılan oksijen miktarı ile oksitlenme sonucu oluşan karbondioksit mik&amp;shy;tarı, ısı şeklinde a&amp;ccedil;ığa &amp;ccedil;ıkan enerji ile doğrudan ilişkilidir. Bu ilişkiden yararla&amp;shy;narak v&amp;uuml;cutta oluşan enerji miktarı bulunur. Kullanılan oksijen ile oluşan kar&amp;shy;bondioksit miktarı &amp;ouml;l&amp;ccedil;&amp;uuml;lerek, v&amp;uuml;cutta oluşan enerji miktarı hesaplanır. Yalnız ok&amp;shy;sijen miktarı &amp;ouml;l&amp;ccedil;&amp;uuml;lerek de enerji harcaması bulunabilir. Bu y&amp;ouml;nteme &quot;dolaylı ka&amp;shy;lorimetre&quot; denir. Bu y&amp;ouml;ntem, uygulaması basit olduğundan yaygın o.. ( &lt;a href=&quot;http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/vucutta-harcanan-enerjinin-olculmesi_38234301.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 10 Mar 2009 23:39:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title> Besin ve Besin Öğelerinin Enerji Değeri</title>
            <link>http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/besin-ve-besin-ogelerinin-enerji-degeri_36786441.html</link>
            <guid>http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/besin-ve-besin-ogelerinin-enerji-degeri_36786441.html</guid> 
            <description>Besinlerin çeşidine göre, içerdikleri yağ, karbonhidrat ve protein miktarla­rı farklılık gösterir. Bunun için, besinlerin enerji değeri, bileşimindeki besin öğe­lerinin çeşit ve miktarlarına göre değişir. Besinlerin verdiği enerji miktarı &quot;bomba kalorimetre&quot; denilen bir araçla ölçülür. Aracın özel yerine besin konur ve yakılır. Yakılan besinden üretilen ısı araçtaki suyu ısıtır. Isınan suyun sıcaklığı araçtaki termometre ile ölçülür.
Kalorimetrede yakıldığında, 1 gr. yağ 9,45, karbonhidrat 4.1 - 4.2, protein ise 5.65 kalori verir. Bu besin öğeleri vücutta, kalorimetrede verdiğinden daha az enerji verir. Bunun nedeni, besinin kalorimetrede kayıp vermeden tamamen, yanması; vücutta ise kayıplar olmasıdır. Vücuda alınan besin öğelerinin çok azı sindirilemez ve emilemez. Ortalama olarak proteinlerin % 92'si, yağların % 95'i,, karbonhidratların % 97'si sindirilerek emilebilir. Kalanı ise dışkıyla atılır. Hüc­relerde, karbonhidratlar ve yağlar karbondioksit ve suya okside olur, oysa pro­teinler ve öteki azotlu maddelerden üre, ürik asit ve kreatinin oluşur. Bunlar vücutta yanmaz ve idrarla atılır. Oysa, kalorimetrede biı kayıplar olmaz. Sindirim,emilim, dışkı ve idrarla olan kayıplar dikkate alınarak, kalorimetrede bulunan enerji değerlerinde indirim yapılarak düzeltilir. Düzeltilerek bulunan değerler, besin öğelerinin vücutta verdikleri esas enerji miktarıdır. Buna besin öğelerinin &quot;fizyolojik enerji değeri&quot; denir. Enerji veren maddelerin birer gramlarının ok­sitlenince vücuda sağladığı ortalama enerji miktarı şöyledir:
Protein               : 4.0 kal. = 16.8 Kj. = 0.0168 Mj.
Karbonhidrat     : 4.0 kal. = 16.8 Kj. = 0.0168 Mj,
Yağ                   ;.9.0 kal. = 37.8 Kj. = 0,0378 Mj.
Alkol                 : 7.1 kal. = 29.8 Kj. = 0,0298 Mj.
Besinlerdeki karbonhidrat, yağ ve protein miktarları laboratuvarlarda özel yöntemlerle bulunur. Bulunan miktarlar enerji değerleriyle çarpılarak, belirli mik­tardaki besinin vereceği ortalama enerji miktarı hesaplanabilir. Sık tüke.. ( &lt;a href=&quot;http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/besin-ve-besin-ogelerinin-enerji-degeri_36786441.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 22 Feb 2009 16:49:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Enerji Birimi</title>
            <link>http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/enerji-birimi_36786241.html</link>
            <guid>http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/enerji-birimi_36786241.html</guid> 
            <description>Beslenme biliminde ısı enerjisi birimi olarak kilokalori, kilojul ya da megajül kullanılır.
Bir kilokalori: 15°C'deki bir litre damıtık suyun sıcaklığını 16°C'ye çı­karmak için harcanan ısı enerjisi miktarıdır. Kilo kalori &quot;kg. kalori&quot; &quot;k. kal.&quot;
ya da yalnız &quot;kal.&quot; diye kısaltılarak da gösterilir. Bir kilokalori, &quot;+ 4°C'deki bir litre damıtık suyun sıcaklığım 1°C yükselten ısı enerjisi miktarı&quot; olarak da tanımlanabilir. Bir kilokalori 1000 küçük kaloridir.
Beslenmede, geleneksel olarak kullanılan ısı enerjisi birimi kalori yerine,, uluslararası bir kararla, jül kullanılması uygun bulunmuştur. Bir jül: Bir kilo­gramlık ağırlığın bir newtonluk kuvvetle bir metre taşınması için harcanan enerji miktarıdır. Kısaca kilojul &quot;KJ&quot;, megajul ise &quot;MJ&quot; olarak gösterilir.
1000 Jül = 1 kilojul (KJ)
1000 KJ = 1 megajül (MJ)
Kalorinin jül'e çevrilmesi şöyledir:
1 kg. kalori = 4184 jül = 4,184 kilojul (KJ) = 0,004184 megajül (MJ).
Genellikle kilokaloriyi kilojul'e çevirmek için, kilokalori olarak verilen de­ğer 4,18 ile ya da kısaca 4,2 sayısıyla çarpılır.
.. ( &lt;a href=&quot;http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/enerji-birimi_36786241.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 22 Feb 2009 16:48:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Besin Enerji Kaynağı</title>
            <link>http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/besin-enerji-kaynagi_36786151.html</link>
            <guid>http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/besin-enerji-kaynagi_36786151.html</guid> 
            <description>Yeterli ve dengeli beslenmenin temel ilkelerinden biri vücudun enerji gereksinmesinin karşılanmasıdır. Büyüme, organların çalışması, vücut sıcaklığı­nın korunması ve fiziksel etkinlikler enerji gerektirir. Bunlar için harcanan enerji, besinlerdeki yağ, karbonhidrat ve proteinlerle sağlamr.
Besin öğelerinde saklı olan enerjinin kaynağı güneştir. Bilindiği gibi, do­ğada enerji kaybolmaz, sürekli şekil değiştirir. İnsanlar ve hayvanlar güneş ener­jisinden yararlanarak besin yapamazlar; oysa, bitkiler güneş enerjisi kullanarak, karbondioksit, su ve azotlu maddelerden besin öğelerini sentezler. Böylece, gü-aeş enerjisi; karbonhidrat, yağ ve proteinlerde kimyasal enerjiye çevrilerek de­polanır. Bu büyük moleküllerin kimyasal bağlarında saklı olan enerji, enzimler aracılığı ile kimyasal bağların koparılması sonucu serbest duruma geçer.
Besinlerle vücuda alınan karbonhidrat, yağ ve proteinler sindirildikten son­ra emilir. Kan yoluyla hücrelere taşman bu besin öğeleri,' ilgili bölümlerde açık­landığı gibi, tepkimelerle moleküller küçülür ve parçalanır, kimyasal bağlar ko­par ve saklı enerji açığa çıkar. Moleküllerin parçalanmasıyla ortaya çıkan hid­rojenler, kanla hücrelere taşınmış oksijene iletilerek su; moleküllerin ayrışması sonucu da karbondioksit oluşur. Metabolizma ürünü olarak oluşan su vücut sı­vılarına karışır. Karbondioksit kana geçer ve akciğere taşınarak vücuttan atılır. Amino asit ve nükleik asitlerin yıkımı sonucu, su ve karbondioksitten başka üre ve ürik asit gibi azotlu maddeler de oluşur. Bu maddeler de hücreden kana ge-jçer, kan yoluyla böbreklere gelerek süzülür ve idrarla atılır. Moleküllerin par­çalanmasıyla serbest duruma geçen enerji yaşamın sürdürülmesi ve fiziksel ha­reketler için kullanılır... ( &lt;a href=&quot;http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/besin-enerji-kaynagi_36786151.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 22 Feb 2009 16:43:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Sindirim Kanalı Hormonları</title>
            <link>http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/sindirim-kanali-hormonlari_36785781.html</link>
            <guid>http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/sindirim-kanali-hormonlari_36785781.html</guid> 
            <description>Mide, onikiparmakbağırsağı (duodenum) ve incebağırsağın yukarı kısmın­da özel hücreler tarafından çeşitli hormonlar yapılır. Bunlardan en çok bilinen­leri şunlardır:
1. Gasfrin, midenin bağırsağa yakın kısmındaki özel hücrelerde sentezle-aıir. Mideye besin girince, özellikle proteinlerin varlığında, organdaki sinirler uyarılır. Uyarılan sinirler de hücreleri hormon yapılması için uyarır. Yapılan  hormon, bir kimyasal haberci gibi kan dolaşımına girer. Midede asit salgılan­masını denetleyen sistem fazla bozulursa, midede besin bulunmadığı zaman da fazla asit salgılanabilir ve asit midede bir bölgeyi aşındırarak yaralara yol aça­bilir Bu şekilde ülser oluşur. încebağırsağın ilk bölümüne yağ gelişi ise asit sal­gısını engelleyici etki gösterir.
2.   Enterogastron: Bu hormonun, mide salgısı ve hareketlerini azaltıcı et­kisi olduğu sanılmaktadır. İncebağırsağa, yağ, şeker ve asit gelişinin bu hormo­nun salgılanmasını uyardığı ileri sürülmektedir.
3.   Sekretin: Onikiparmakbağırsağına ve incebağırsağın yukarı bölümüne asit ve' polipeptitlerin gelmesi, buradaki hücreleri sekretin salgılanması için uya­rır. Bu hormon kan dolaşımına katılır ve pankreasa gelir; panreasm sulu ve en­zimi az salgı yapmasını ve bağırsağa akmasını uyarıcı etkide bulunur.
4.   Kolesistokinin - pankreozimin: Onikiparmakbağırsağmda yağ bulunma­sı ile uyarılarak salgılanır. Bu hormon safrakesesinin kasılmasını ve safranın ke­seden boşalmasını uyarıcı etki gösterir. Bazı yazarlara göre, pankreozimin ayrı bir hormondur. Bu hormonun, pankreasın salgı ve enzim yapmasını uyarıcı etki gösterdiği sanılmaktadır, tncebağırsakta protein sindirim ürünlerinin bulunma­sının pankreozimin salgısını uyarıcı etkide bulunduğu bildirilmektedir.
5.   Entcrokrinin: Bu hormon incebağırsak bezlerinin salgısını uyarıcı etki gösterir. Besinlerin mideden incebağırsağa geçmesi hormonun salgılanmasını uyarır... ( &lt;a href=&quot;http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/sindirim-kanali-hormonlari_36785781.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 22 Feb 2009 16:40:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title> Cinsel Hormonlar</title>
            <link>http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/cinsel-hormonlar_36785601.html</link>
            <guid>http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/cinsel-hormonlar_36785601.html</guid> 
            <description>Cinsel özelliklerin gelişmesi ve cinsel organların çalışmasını düzenleyen hormonların başlıcaları hipofiz bezinde ve böbreküstü bezinde, kadınlarda yu­murtalıkta (över), erkeklerde de erbezinde (testis) sentezlenir. Cinsiyete göre ruhsal ve yapısal özelliklerinin gelişmesinde etkinlik gösteren hormonların baş-lıcaları erkeklerde androjenler, kadınlarda östrojenler'dir. Androjenlerin en önem­lisi olan testosteron erbezinde (testis) oluşur. Testosteron'un metabolizmadaki en öenmli etkisi; özellikle iskelet kası hücrelerine amino asit taşınmasını hızlan­dırarak protein sentezini uyarmasıdır. Dişilikle ilgili hormonların bazıları yu­murtalıkta; gebelikte dölyatağmda (rahimde) oluşan döleşi (plasenta) bölümün­de, böbreküstü bezinde yapılır. Yaşa, gebelik ve aybaşı gibi çeşitli durumlara göre salgılanan hormonların çeşit ve miktarı .dönemsel değişiklik gösterir. &lt;
Cinsel hormonlar kolesterole benzer (steroid) yapıdadır.
.. ( &lt;a href=&quot;http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/cinsel-hormonlar_36785601.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 22 Feb 2009 16:36:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Böbreküstü Bezi ,Adrenal Bezi</title>
            <link>http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/bobrekustu-bezi-adrenal-bezi_36785251.html</link>
            <guid>http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/bobrekustu-bezi-adrenal-bezi_36785251.html</guid> 
            <description>Böbreküstü bezi, böbreklerin üst tarafında üçgene benzer yapıdadır. Be­zin iç kısmına &quot;medulla&quot; denir. Bu kısımdan adrenalin ve noradrenalin hor­monları salgılanır. Bezin dış ya da kabuk kısmına &quot;korteks&quot; denir. Korteks ta­rafından aldosteron, kortizon ve cinsiyetle ilgili çeşitli hormonlar salgılanır. Bu-hormonlar kolesterole benzer (steroid) yapıdadır.
1. Adrenalin (Epinefrin): Adrenalin yapısında trozin bulunur. Bu hor­mon, glikojenin glikoza çevrilmesini uyarıcı ve kan glikoz düzeyini yükseltici etki gösterir. Adrenalin; bazal metabolizmayı hızlandırır, dokularda oksidasyo-nu uyarıcı etkisiyle oksijen alınmasını artinr. Ayrıca, yağ dokusundaki yağlanıs yıkımını da uyararak dolaşıma yağ asitleri ve gliserol geçmesinde etkinlik gösterir. Adrenalin salgılanması bireyin durumuna ve sinir uyarılanna göre değişir. Kan kaybı, öfke, korku ve coşku gibi durumlarda adrenalin hormonu fazla sal­gılanır. Bu hormon kalp kasını uyarıcı, kasılma gücünü artırıcı etki gösterir. Bu yolla kalbin kan atım gücünü artırıcı ve kan basıncım yükseltici etkide bulunur.
2.   Noradrenalin (Norepinefrin): Noradrenalin, damar büzülmesini uyara­rak kan basıncını yükseltici etki gösterir. Bu hormonun, karbonhidrat metabo­lizması, oksijen harcaması ve bazal metabolizma üzerinde etkisi azdır.
3.   Aldosteron: Aldosteron, mineral metabolizmasında önemlidir. Bu hor­mon, böbrekler yoluyla elektrolit ve su dengesinin korunmasında rol oynar. Ye­tersizliğinde idrarla sodyum atımı artar, kandaki düzeyi düşer; kan potasyum düzeyi ise yükselir.
4.   Kortizon: Bu hormonun protein, karbonhidrat ve yağ metabolizma­sında rolü vardır. Proteinlerden glikoz yapımını uyarıcı ve kan glikozunu yük­seltici etki gösterir. Elektrolit dengesinde de rol oynar. Korku, yaralanma, so­ğuk gibi durumlarda kortizon salgısı artar. İltihabı önleyici ve vücudu gergin­liklerine karşı koruyucu ve direnci artma etkisi yardır.
  .. ( &lt;a href=&quot;http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/bobrekustu-bezi-adrenal-bezi_36785251.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 22 Feb 2009 16:33:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Pankreas Bezi</title>
            <link>http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/pankreas-bezi_36785091.html</link>
            <guid>http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/pankreas-bezi_36785091.html</guid> 
            <description>Pankreas, insulin ve glikogan hormonları salgılayan bir iç salgıbezidir. Başka salgılan da olduğundan pankreas, aym zamanda dış salgıbezidir. Hormon­ları, bezdeki Langerhans adacıklarının özel hücreleri tarafından salgılanır. İnsülin ve glikogan protein yapısındadır.
1.   İnsülin: İnsülin, kan glikoz düzeyini denetler ve düşürücü etki göste­rir. Bunu, kandaki glikozun hücre içine girerek oksitlenmesini ve karaciğerde, glikojene çevrilmesini uyararak yapar. Şeker hastalığında (diyabet) insülin ye-tersiliği olduğundan glikozun kullanılması azalır, o nedenle kanda şeker düzeyi normalden yüksek olur. Bu hormonun, karbonhidrat metabolizmasından başka, yağ asitleri sentezini uyarıcı, amino asitlerin kullanılması ve protein sentezini artırıcı etkisi vardır. Etkisini daha çok karaciğer, yağ ve kas dokusu üzerinde gösterir.
2.    Glikogan: Glikogan hormonu, insülinin aksine, karaciğerdeki glikojenin glikoza çevrilmesini uyarır ve kan glikoz düzeyini yükseltici etki gösterir; kas­lardaki glikojene ise etkisi yoktur. Bu hormonun yağların ve proteinlerin yıkımın» uyarıcı, uzun zincirli yağ asitlerinin sentezini azaltıcı etkisi de olduğu bildiril­mektedir.. ( &lt;a href=&quot;http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/pankreas-bezi_36785091.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 22 Feb 2009 16:30:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Paratiroit Bezi - Paratiroit Hormonu- parathormon</title>
            <link>http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/paratiroit-bezi-paratiroit-hormonu-parathormon_36256221.html</link>
            <guid>http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/paratiroit-bezi-paratiroit-hormonu-parathormon_36256221.html</guid> 
            <description>Paratiroit bezi, tiroit bezinin arka tarafında, bölünmüş bezelyeler büyük­lüğünde iki çift halindedir. Hormonları protein yapısındadır.

1. Paratiroit Hormonu (parathormon):  Bu hormon kanda kalsiyum dü­zeyinin normal sınırlar içinde kalmasını denetler. Kanda kalsiyum düzeyi dü­şünce; paratiroit hormonu kemiklerden kalsiyum çekilmesini uyarır, kalsiyum emilimini  artırır, böbreklerden kalsiyum atımım azaltır; böylece kan kalsiyum düzeyinin normale çıkmasını sağlar. Kan kalsiyumu normalden yüksek olunca, iıorman salgısı azalır, yukardakilerin tersi olur ve kan kalsiyumu normale iner. Normalden az ya da çok salgılanması kalsiyum metabolizmasını bozar. Bu da ciddi bozukluklara yol açar.  

2. Kalsitonin:  Kan kalsiyum düzeyi yükselince normale düşürmede et­kili bir hormondur.
Bazı yazarlara göre bu hormon tiroit bezinde, bazılarına göre de paratiroit bezinde oluşmaktadır. Başka bir görüşe göre de, iki salgı bezinde de kan kal­siyum düzeyini düşürücü ayrı hormon salgılanmaktadır. Bunlar, tiroit bezin­de salgılanan tirokalsitonun ile paratiroit bezinde oluşan kalsitonin hormonudur.
.. ( &lt;a href=&quot;http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/paratiroit-bezi-paratiroit-hormonu-parathormon_36256221.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 15 Feb 2009 23:01:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Tiroit Bezi</title>
            <link>http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/tiroit-bezi_36255371.html</link>
            <guid>http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/tiroit-bezi_36255371.html</guid> 
            <description>Tiroit bezi boynun ön kısmında 30 gr. kadar ağırlıkta bir bezdir. Bu bezde troksin ve triiyodotronin hormonları salgılamr. Önemli ve etkin olan troksin hor­monudur. Bu hormonların yapısında iyot ve trozin denilen amino asit bulunur. İyot yetersizliğinde troit hormonları yeterli yapılamaz ve &quot;basit guatr&quot; denilen hastalık görülür.
Troksin hormonu enerji metabolizmasını düzenler. Bunun yetersizliğinde i&gt;azal metabolizma düşer, fazla salgılanmasında ise yükselir. Karbonhidrat, pro­tein ve lipit metabolizmasında, su ve elektrolitlerin dengelenmesinde de tiroit hormonlarının rolü vardır. Bunların büyüme, üreme zihinsel gelişme ,dolaşım -ve sinir sisteminin düzenli çalışması gibi olaylarda da etkisi gösterilmiştir. Tiroit hormonlarının az ya da çok salgılanması, vücut çalışmasında değişik bozukluk­lara yol açar.
Bazı yazarlara göre, tiroit bezinde tirokalsitonin diye adlandırılan bir hor­mon da sentezlenir. Bu hormon, kanda kalsiyum düzeyi yükselince, normale düşürücü etki gösterir.
.. ( &lt;a href=&quot;http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/tiroit-bezi_36255371.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 15 Feb 2009 22:57:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Başlıca İç Salgıbezleri ve Hormonları - Hipofiz Bezi Hormonları</title>
            <link>http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/baslica-ic-salgibezleri-ve-hormonlari-hipofiz-bezi-hormonlari_36254991.html</link>
            <guid>http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/baslica-ic-salgibezleri-ve-hormonlari-hipofiz-bezi-hormonlari_36254991.html</guid> 
            <description>1.   Büyüme Hormonu:  Protein yapısında olan ve önlobda oluşan bu hor­mon, özellikle kemik ve kasların büyümesinde etkilidir. Yetersizliğinde çocuk­lar normal büyüyemez ve cücelik olur. Fazla salgılanması; çocukların aşırı bü­yümesine ve iriliğine (devlik); yetişkinlikte de gövdeye göre, kol, bacak, baş veya alt çene gibi kısımların aşırı büyümesine (akromegali) yol açar. Büyüme hormonunun, protein ve nükleik asitlerin sentezinde rolü yardır. Ayrıca; lipit, karbonhidrat ve mineral metabolizmasında da etkisi olduğu sanılmaktadır.
2.   Adrenokortikotropik Hormon (ACTH):  Protein yapısındaki bu hor­mon önlob tarafından yapılır. Böbreküstü bezinin kabuk (korteks) kısmının ge­lişimini ve buradan steroid yapısındaki hormonların salgılanmasını uyarır.  
 3.   Tiroit Uyarıcı Hormon (TSH):  Hipofiz bezinin önlobunda yapılan bu ihormon, tiroit bezinde hormon yapımını uyarır. Protein yapısındadır.
4.    Gonadotropik Hormonlar:  Önlobda oluşan bu hormonlar çok çeşitli­dir. Bunlar, üreme organlarının gelişimini uyarır, üreme hücrelerinin oluşumu ve cinsiyet özelliklerinin gelişmesini sağlar.
5.   Antidiuretik Hormon (ADH):  Hipofizin arkalobu hormonudur. Böbrekler yoluyla su ve elektrolit dengesinin korunmasında görev alır. Kan basın­cını yükseltici etkisi vardır. Bu hormon, vasopressin diye de adlandırılır. 

.. ( &lt;a href=&quot;http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/baslica-ic-salgibezleri-ve-hormonlari-hipofiz-bezi-hormonlari_36254991.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 15 Feb 2009 22:41:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Hormonların Tanımı ve Vücut Çalışmasındaki Önemi</title>
            <link>http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/hormonlarin-tanimi-ve-vucut-calismasindaki-onemi_36254391.html</link>
            <guid>http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/hormonlarin-tanimi-ve-vucut-calismasindaki-onemi_36254391.html</guid> 
            <description>Hormonlar, kanalsız bez adı verilen özelleşmiş dokular tarafından yapı­lan ve doğrudan kan dolaşımına katılan kimyasal maddelerdir. Hormon salgı­lanan bezlere &quot;endokrin bez&quot;, &quot;kapalı bez&quot; ve &quot;iç salgıbezi&quot; de denir. Hormon yapan bezlerin kanalları olmadığından hormonlar önce kana geçer ve bütün vücuda ya da etkili olduğu organa taşınırlar. Az sayıda hormon ise endokrin bez olmayan özel hücreler tarafından salgılanır. Sindirim kanalı hormonları özel hücreler tarafından yapılır.
Hormonların  bazıları yapılır yapılmaz kana verilir, bazıları ise bezde de­polanıp gerektiğinde kana geçer. Belirli yaş ve dönemlerde salgılanması artan ya da azalan hormonlar da vardır. Hormonlar, çok az miktarı vücutta büyük etki göstererek vücuttaki olayları denetler ve düzenler.
Hormonların bazıları protein ve polipeptit yapısındadır, bazıları ise koles­terole benzer yapıda, bir kısmı ise başka kimyasal bileşimdedir.
Hormonun türüne göre görevleri de değişir. Hormonlar enerji metaboliz­masının düzenlenmesi; büyüme; cinsiyet özelliklerinin ve organlarının gelişmesi ve çalışması; su ve elektrolit dengesi; hücre zarının geçirgenliği; enzimlerin sal­gılanması ve etkinliği gibi olaylarda rol oynar. Sinir, sindirim, boşaltım, solunum gibi tüm sistemlerin düzenli ve dengeli çalışması da hormonlarca denetlenir. Hor­monlar ve sinirler, bazen organların çalışmasını düzenlemede birlikte rol oy­nar. Hormonlar sinir sistemi tarafından denetlenmekte ise de, sinir sistemini de etkileyen hormonlar vardır.
Hormonlann bir ya da birkaçının az ya da çok salgılanması, hormon türü­ne göre çok ciddi bozukluklara yol açar. Örneğin, insulin hormonu yapılmazsa şeker hastalığı; büyüme hormonu yetersizliği büyüme geriliği, fazlalığı da aşırı büyüme (devlik) yapar.
.. ( &lt;a href=&quot;http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/hormonlarin-tanimi-ve-vucut-calismasindaki-onemi_36254391.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 15 Feb 2009 22:35:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Başlıca Enzim Çeşitleri</title>
            <link>http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/baslica-enzim-cesitleri_33707721.html</link>
            <guid>http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/baslica-enzim-cesitleri_33707721.html</guid> 
            <description>Başlıca Enzim Çeşitleri
Enzimlerin çoğu hücre içinde oluşarak orada etkinlik gösterir (intraselluler enzim). Bazı enzimler ise oluştuğu yerden başka yerde görev yapar (ekstraselluler enzim).
Enzimler, genellikle tepkimeye giren maddenin ya da tepkime çeşidinin adının sonuna veya bunların karışımı olan bir sözcüğün sonuna &quot;az&quot; eki getiri­lerek isimlendirilir. Örneğin, laktozun sindirimine aracılık eden enzime &quot;laktaz&quot;, transaminasyon olayına aracılık eden enzimlere &quot;transaminazlar&quot; denir. Bu ku­rala uymayan isimlendirmeler de vardır. Örneğin, pepsin, tripsin gibi enzimler, ilk bulundukları zaman verildikleri isimlerle anılırlar.
Aracılık yaptıkları tepkimelere göre başlıca enzim çeşitleri şunlardır:
A.   Osidasyon - Redüksiyon Tepkimelerini Düzenleyen Enzimler
Bu gruptaki enzimler, tepkimeye giren maddeden elektron ve hidrojen atom­larım alarak başka maddelere taşırlar. Tepkimedeki maddeden biri oksitlenir­ken öteki madde redüklenir (indirgenir). Oksitlenme, moleküle oksijen eklen­mekle, molekülden hidrojen ayrılmakla ve artı değerin artmasıyla olur. Redük-lenme ise bunların aksidir.
Hidrojen aktaran ve taşıyan enzimlere &quot;dehidrogenaz&quot; denir. Bunların ba-bazılan hidrojeni oksijene aktarırlar. Dehidrogenaz enzimlerinin yardımcı enzimle­rini riboflavin ve niasin gibi vitaminler oluşturur. Oksidazlar, peroksidazlar gi­bi çeşitli enzimler de bu grupta yer alır.
B.   Kimyasal Grubu Aktaranlar (Transferazlar)
Transferazlar, bir moleküldeki bir grubun (hidrojen ve elektron dışında) başka bir maddeye geçmesine aracılık yapan enzimlerdir. Çeşitli kimyasal grup­ların aktarılmasında görev alan bu enzimlere B grubu vitaminlerinin koenzim-leri yardımcıdır. Bu sınıfta yer alan enzim gruplarının başlıcalan şunlardır:
1. Transaminazlar: Bu enzimler, amino asitlerden amino grubunu alarak keto aside aktarılmasına aracılık ederler. Elzem olmayan amino asitlerin yapımı, genellikle transaminasyon olayıyla olur. Transaminaz enzimlerinin yardımcı en­zimini Be vitamini oluşturur.
.. ( &lt;a href=&quot;http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/baslica-enzim-cesitleri_33707721.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 15 Jan 2009 22:56:00 +0200</pubDate>        
        </item>
        <atom:link href="http://genelsaglikmerkezi.blogcu.com/rss.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
</channel>
</rss>